Biz; A. Togay Kılıçoğlu ve Damla Özen 2009 yılında yeldeğirmenlerine karşı savaş açtık ve KARMADRAMA GÖRSEL SANATLAR LTD. ŞTİ. adıyla bir tiyatro kurduk. Kısaca KarmaDrama diyebilirsiniz. Zaten yıllardır yürüttüğümüz profesyonel sanat yaşamımızı kendi tiyatromuzda sürdürmeye karar verdik.

KarmaDrama yalnızca bir tiyatro değil, görsel sanatların pek çok alanında ürünler sunabilen, tüm disiplinleri kullanan bütünleşik bir yapıdır. Adındaki 'KARMA' kelimesi buradan gelir. KarmaDrama 'bileşik' yazılır, her iki kelimenin baş harfleri de büyüktür. Biz şu anda Eğitim, Genç, Çocuk, Dans ve Kitap olmak üzere beş alt ana başlık altında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Eğitim birimimizin bünyesinde, konusunda son derece yetkin psikolog, pedagog ve eğitmenlerle, hem yetişkinlere hem de genç ve çocuklara görsel sanatlar konusunda çok çeşitli eğitimler sunuyoruz. Amacımız, tiyatronun ilişkili olduğu diğer sanat dallarını da doğru ve akılcı bir şekilde insanlara aktarabilmek. Böbrek hastası gençlerle yürüttüğümüz tiyatro çalışmaları ile bu gibi sorunları olan gençlerin kendilerini toplum içinde ifade edebilmelerine ve sosyal birer birey olabilmelerine çalışmaktayız. Tüm bu çalışmalarımızda ülkemizde hayati önem taşıyan organ bağışına dikkat çekmek istiyoruz. Ayrıca İSTANBUL MODERN SANATLAR MÜZESİ'nde görme engelli ilkokul çocuklarıyla drama ve değişik disiplinlerle sanat atölyeleri gerçekleştirdik. Bu çalışma hem bizim için hem de onlar için büyük bir deneyim oldu. 2011 yılında yolumuz Çırağan Kempinski-İstanbul ile kesişti. Tiyatro ve drama tekniklerini kullanarak gönüllü katılan personelle takım olabilme çalışmaları yaptık. Bu çalışmalar sırasında "Bana Mastika Çalsana" adlı oyunu yeniden uyarladık, ÇIRAĞAN SARAYI çalışanları ile sahneledik. 2012 yılında da W. Shakespeare'in "Bahar Noktası" adlı eserini personelle birlikte sahneye koyduk ve tüm personele yönelik bireysel, kurumsal atölyeler de gerçekleştirdik. Üç sene boyunca Ataşehir Gönüllüleri Derneği bünyesinde çocuklarla ve yetişkinlerle tiyatro çalıştık, sahneledik, alkışlandık, gururlandık. Değişik alanlardan pek çok insana tiyatro ile temas ettik. 2012-2013 sezonu boyunca her Cumartesi, ücretsiz okuma tiyatrosu yaptık. Her hafta buluştuğumuz dinleyicilerimizle tiyatroyu ve hayatı konuştuk. 2014 sezonunda yepyeni bir mekanda etkinliklerimizi gerçekleştirme olanağı bulduk. Bizleri geçmiş günlerimize götüren İSTANBUL OYUNCAK MÜZESİ. Hem yetişkin oyunlarımızı hem kukla gösterilerimizi hem de çocuklar için atölyelerimizi orada gerçekleştiriyoruz.

Seyircimiz için de her sene bir oyun yaptık. Neler mi?
• 2009-2010 sezonunda Togay Kılıçoğlu'nun derlediği ve yönettiği "Pablo Neruda-Lütfen Ölmeyin Sevgili Ozan" adlı oyun.

• 2010-2011 sezonunda Arnold Wesker'in yazıp Cevat Çapan çevirisinden Togay Kılıçoğlu’nun yeniden kaleme alarak günümüze uyarladığı ve yönettiği "KÖKLER" adlı oyun.

• 2011-2012 sezonunda Sabahattin Kudret Aksal'ın "Kahvede Şenlik Var" adlı oyunu... Ayrıca bu oyunu Kosova'ya götürdük. Oradaki seyirciyle de buluşturduk.

• 2012-2013 sezonunda Türkiye Prömiyeri yapan bir oyunla seyircilerimizin karşısına çıktık. Amerikalı yazar Charles L. Mee'nin eseri olan “Limonade Tous les Jours” adlı eserini "Kod Adı: Limonata" adıyla günümüze ve ülkemize uyarlayarak sahneledik.

• 2013-2014 sezonunda "Pablo Neruda-Lütfen Ölmeyin Sevgili Ozan" adlı oyunumuzu yeniledik, farklı bir tarzla yeniden yarattık ve onunla devam ediyoruz. Minik arkadaşlarımız için Kukla Tiyatrosuda yapmaya başladık. "Yorgun Dünya ve Kötü Gezegen Kalimara" ile "Diş Fırçası ve Macun Mikroplara Karşı" adlı iki oyunumuzla başladık. Yenileri de yolda...

• 2014-2015 sezonuna kendi sahnemizi açarak başladık. Evet artık Kadıköy'de küçük, ama bizim için çok önemli bir yerimiz var. Hatta bu sahnenin ilk projesi de Nurcan Kara'nın yazıp yönettiği "Zeytin Çekirdeği" adlı oyun oldu. Hem Türkiye hem de dünya prömiyerini sahnemizde yaptı oyunumuz. Bu sezonun ikinci projesi de Özgür Erkekli'nin sahneye koyduğu Civan Canova'nın yazdığı "Neon" adlı eser. Bu oyun da hem Türkiye hem de Dünya prömiyerini sahnemizde yapmış oldu.

Kısacası biz yolumuza devam ediyoruz. Sanatın insanlar için yapılması gerekliliğine ve güçlü bir iletişim aracı olduğuna inanıyoruz. Eserlerimizi üretirken “insana değen”, onların yaşamlarına temas eden değerlere özen göstererek çalışıyoruz. Tiyatro’nun insana ulaşmanın en etkin yolu olduğunun bilincindeyiz. Bu nedenle KarmaDrama'da, tüm yaptığımız işlerde, birlikte çalıştığımız kişilerden hitap ettiğimiz seyircimize kadar her birinin insani değerlerine saygıyla ve etik kurallar çerçevesinde yaklaşarak sanat üretmeyi temel prensip olarak benimsiyoruz.

Umarız bir gün sizinle de yolumuz kesişir ve tanışırız.